Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Derneği’nin (USKD) aylık üye toplantısına konuk olan Sürdürülebilirlik Danışmanı & Eğitmeni Dr. Sezin Baysal Berkup, “Dünyanın sahip olduğu kaynakların mevcut tüketime yetmiyor. İklim krizi finansal anlamda da olumsuz etkiler yaratıyor” dedi.
Alsancak Küçük Kulüp’te düzenlenen toplantıda, “Enerjide büyük değişim. Neredeyiz? Nereye gidiyoruz?” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Berkup, sürdürülebilir kalkınma için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının stratejik önem taşıdığına dikkat çekti.
Toplantının açılışında konuşan Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Derneği (USKD) Başkanı Ayla Alkan, dernek açısından başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, 2026 yılında da sürdürülebilirlik alanında farklı projelere imza atacaklarını ve bu alanda farkındalık yaratmaya devam edeceklerini söyledi.
Alkan, “USKD ailesi olarak bu yıl da sizlerin desteğine, emeğine ve enerjisine ihtiyacımız var. Aramıza iki yeni üye katıldı. Dr. Sezin Baysal Berkup ve Burcu Küçükerciyes. USKD, alanında güçlü iş kadınlarının katılmasıyla istikrarlı ve emin adımlarla sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yol alıyor. Sizlerin katılımı bizim gücümüze de güç kattı. Yeni yılda da, yeşil ekonomi, kadın istihdamı, sosyal girişimcilik, enerji dönüşümü, iklim kriziyle mücadele, kadın liderliğinin güçlendirilmesi ve eğitim alanlarında kalıcı etki sağlayacak projeleri kararlılıkla yaşama geçireceğiz. Hepinize katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum” dedi.
ENERJİ, EKONOMİK VE SOSYAL SİSTEMLERİN TEMELİDİR
Dünyanın sahip olduğu kaynakların mevcut tüketime yetmediğini vurgulayan konuk konuşmacı Dr. Sezin Baysal Berkup, iklim krizinin finansal anlamda da olumsuz etkileri bulunduğunu vurguladı.
Yapay zeka ve bilişim gibi teknolojiler nedeniyle enerji kullanımının da giderek arttığını vurgulayan Berkup, sözlerine şöyle devam etti: “Enerji, ekonomik ve sosyal sistemlerin işleyişi için temel girdidir. Üretim, ulaşım, sağlık, eğitim ve iletişim doğrudan enerjiye bağlıdır. Bu nedenle enerji, ekonomik büyümenin, toplumsal refahın ve kalkınmanın temelidir. Bugün dünya üzerinde 7,7 milyar insan yaşıyor. 21. yüzyılın sonuna geldiğimizde bu sayıya milyarlarca yeni insan eklenmiş olacak. Birleşmiş Milletler, dünya nüfusunun 2100 yılına gelindiğinde 11 milyar olacağını öngörüyor. Peki gezegenimiz 11 milyar insanı beslemeye yetecek kaynaklara sahip mi? Bu yüzyılın ortasında, birey başına düşecek olan kaynaklar en az yarı yarıya azalacak. Gezegendeki doğal kaynak kapasitesini aştığımız zamanı işaret eden ‘Dünya Limit Aşım Günü’ her geçen sene biraz daha erkene çekiliyor. Dünyanın 4,5 milyar yıllık tarihini bir takvim yılına sıkıştırdığımızı düşünürsek, modern insan yaşamı gezegen üzerinde 37 dakikadır var. Dünyanın doğal kaynaklarının üçte birini ise son 0,2 saniyede tükettik. Bu nedenle yenilenebilir ve çevreci enerji kaynaklarının kullanımı artık stratejik bir öneme de sahip”
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN ANAHTARI
“Ekonomiyi geliştirmek, kalkınabilmek, istihdam sağlayabilmek ve gündelik hayatımızı sürdürebilmek için bize enerji gerekiyor” ifadesini kullanan Dr. Sezin Baysal Berkup, şu bilgileri verdi:
“Fakat artık dünyanın sağladığı kaynakların bizim enerjimizi karşılayacak kadar güçlü olmaması problemiyle karşı karşıyız. Bugünün konusu; ‘Kalkınma mı, Çevre mi?’ ikilemi değil, Sürdürülebilir Kalkınmadır. Artık ikisini bir arada yürütmeliyiz, hem çevreyi korumalı hem de kalkınmayı sağlamalıyız. Yenilenebilir ve temiz enerji dediğimizde başta güneş, rüzgar, hidroelektrik jeotermal enerji kaynakları akla geliyor. Yenilenebilir enerji iklim hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Temiz enerji kullanımıyla birlikte karbon azaltımı ve hava kalitesinin iyileşmesi sağlanırken ekonomik anlamda da enerji ithalatının azalması ve enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlanıyor. Sosyal anlamda ise enerjiye erişimin kolaylaşması ve yerel istihdama da önemli katkı sunuyor”
Resimaltı soldan sağa : Dr. Sezin Baysal Berkup, Ayla Alkan ve Burcu Küçükerciyes
